Dijitalannee

Dijitalannee'nin Annelik Günlüğü ve Paylaşımları

22 Mayıs 2017 Pazartesi

Lohusa Lohusayı Sabahlığından Tanır!

"Normal mi doğurdun, sezaryen mi?"

"Kaç kilo aldın hamileliğinde?"

"Göbeğine bakılırsa çocuğu içeride bırakmışlar."

"Bunlar iyi günlerin, yürümeye başlayınca ararsın bu günleri."

"Kardeşsiz olmaz, arayı çok açmayın."

"Bu çocuk aç, aç!"

"Bir kat daha giydir, hasta olur annesi."

"Hep uyuyacak değil ya."

"Emziriyor musun, aman biberon verme!"

İyiyim, yeni doğmuş bebeğimi görmeye gelen akraba, arkadaş, komşu, tanıdık kişi. Ben iyiyim, sen nasılsın? Doğumum güzel geçti, çok ağrım yok. Onu ilk kucağıma aldığımda çok heyecanlandım. Annelik güzel duygu, ama daha çok yeniyim. Emzirmeyi denedim ama tüm hamileliğim boyunca emzirmeyle ilgili girdiğim stresten dolayıdır belki de sütüm gelmedi. Biberonla mama veriyoruz şuan çocuğa, sizin için sorun olmaz umarım. Eve hapsolmuş gibi hissediyorum kendimi. Dışarı çıkarsam nerede nasıl emzireceğim? Bezini nerede değiştireceğim? Ağlaması hiç bitmiyor, rahat rahat yemek yiyebilir miyim ki acaba? Yol boyunca ağlarsa, sakinleştiremezsem, zaten neden anladığını da hala anlayamıyorum. Bu gaz çıkarma olayını da hala çözebilmiş değilim...

Ben hamilelik, lohusalık, annelik serüvenini askerliğe çok benzetiyorum. Askere gitmiş gelmiş olanlar, henüz gitmemiş olanları kendi hikayeleriyle strese sokarlar ya hani; o adam zaten ailesinden - sevdiklerinden ayrı kalacak, neler yaşayacağını bilmediği bir şehre gidecek, döndüğünde her şey bıraktığı gibi olacak mı gibi sebeplerle yeteri kadar stresli değilmiş gibi.

Bu kadar köstek olmak senin yaşadıklarını sana unutturacak mı? Hayır. Ee, o zaman bebeğin sana bir gülünce nasıl mutlu olduğunu anlat, ilk anne dediğinde neler hissettiğini anlat, her keşfettiği şeyde nasıl heyecanlandığını anlat! Destek ol mesela, bir yardımın olsun. Evi toparlamama yardımın olsun, kendimi toparlamama yardımın olsun, yeni hayatıma alışmama yardımın olsun!

Evet, lohusalık yeni hayatımızın alışma dönemi; annelik kavramının getirdiklerine - götürdüklerine alışmak, bir insanın hayat boyu sorumluluğu düşüncesine alışmak, evde artık +1 olduğumuz gerçeğine alışmak, çocuktan önce çocuktan sonra değişen hayata alışmak, acılara alışmak (doğum, emzirme, ve hayat boyu endişe), hamilelikten kalma kilolu halimizle yaşamaya alışmak, sıfır makyaj, anne topuzu, lohusa sabahlığı ve hep yarı açık olan emzirme sütyeniyle aynadaki yeni görüntümüze alışmak...

Doğumdan sonra lohusalığı hepimiz yaşadık, biliyoruz. Önemli olan bu dönemi hangimizin nasıl atlattığı. İnsan her şeye bir şekilde alışıyor elbet, ancak alışmanın süresi ve sancısı kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kimi değişimi kabullenir, fark eder, değişir ve dönüşmeye başlar. Kimi önce reddeder, inkar eder, sonra kabul eder. Kimi hiç kabul etmez, edemez.

Eğer lohusalık dönemindeyseniz; yardım istemekten çekinmeyin, siz yardım istemezseniz kimse size yardıma ihtiyacın var mı demez (şanslıysanız belki diyenler olabilir.)
Kendinizi yakın hissettiğiniz insanlarla konuşun; içinde bulunduğunuz durumu anlatın, ne kadar rahatladığınızı göreceksiniz. Şikayet edin, söylenin; uykusuzluktan dert yanın, bu çocuk hep ağlıyor, ne zaman bitecek diye sorun, bunları konuşmak sizi kötü anne yapmaz, aksine rahatlatır.
Her şeye yetişmeye çalışmayın, zaten yetişemezsiniz. Evet, dünyaya bir insan getirmek ve onu beslemek gibi süper güçlerimiz var, ama gaza gelmeyin, biz de insanız sonuçta.

Eğer lohusa bir tanıdığınız varsa; 'nasılsın?' diye sorun,  'yapılacak bir şey var mı?' diye sorarak yardım teklif edin, 'evi toplamana gerek yok, ben geliyorum' diye arayın, destek olmaya gidin, yemek yapıp götürün. Ama şunları yapmayın; 'Çocuk doğurdun, resmen çöktün.' demeyin.  'ben çocuğa bakayım da sen işlerini hallet!' demeyin, belki banyoya girmesi için bunu yapabilirsiniz. 'Geceleri uyuyor mu?', 'Niye ağladığını anlayabiliyor musun?', 'Gazını nasıl çıkarıyorsun?', 'Çok mu zor yaa?' diye sormayın. Efendim, kısacası yaramıza tuzla gelmeyin!






Bu yazıyı okuyan yeni anne yeni lohusa, bu yazı sana yakın zamanda yeni anne olmuş eski lohusa'dan; 'merak etme hepsi geçecek.' deseler de inanamadığını biliyorum, ama gerçekten hepsi geçiyor! (durumu en iyi anlatan, en sevdiğim caps'i de sizin için yan tarafa bırakıyorum, Britney Spears'a selamlar!)

Çok sevgiler,

-Dijitalannee-



Devamı...

Efe ile İlk Mini Tatilimiz

Yol boyu 'yine mi tatil bitti yea...' nidaları eşliğinde evimize vardığımıza göre, tatilde neler yaptık üzerine konuşup, bir sonraki için planlar yapmanın tam zamanıdır.

Lohusalık döneminde 'galiba artık evden dışarı çıkamayacağım.' korkularım iyice beni ele geçirmişti ki, evden çıkmaya başlamamızla şehir değiştirmemiz arka arkaya geldi.

Öncelikle burada bir parantez açmak isterim; lohusalık döneminde neden böyle korkularım vardı; çünkü Efe acıksa memede, ağlasa memede, gülse memede, dursa memede, durmasa memede bir bebekti, sıkıntısı olduğundan değil ama tamamen keyiften. Hal böyle olunca, ben de dışarıda rahat olamam düşüncesiyle böyle korkulara kapılmıştım. Yani sizin bebeğiniz böyle değilse hemen şimdi atın kendinizi sokağa, lohusalıkmış, 40 gün çıkılmazmış falan dinlemeyin.

Neyse, biz bu düşkünlüğünün biraz olsa azalmasıyla yavaş yavaş dışarı çıkar olduk. Efe şuan 5 aylık, 3. aydan itibaren başladık aslında, tabi biz de ısınmak bilmeyen havalar da ayrı bir faktördü.

19 Mayıs tatili bu sene Cuma'ya denk geldi malum, yani hafta sonuyla 3 gün tatil oldu. Annemlerle birlikte yazlığa biz de gidelim değişiklik olur dedik. Efe'nin bütün kıyafetlerini aldım neredeyse 3 gün için (çünkü annelik deliliktir.) "Ay bu kadar bez yeter mi, telsizi de alalım, şapkayı unutmayalım, kalın şeyler de alayım ama inceleri de alayım, bunları valize koyarız, arabada yanımda dursun diye bir çanta daha hazırlarım." diye soluksuz konuşurken Enes'in sesi böldü sesimi; "2 saatlik yola gidiyoruz, dağ başına da gitmiyoruz ayrıca." dedi baba kişisi 😂

İşte tam da bu yüzden mini tatil diyorum, alt tarafı İstanbul'dan Tekirdağ'a gittik, sadece 3 günlüğüne. Olsundu, artık ev hariç her yerde bebekle vakit geçirmek daha keyifli ve kolay.

Bezini değiştirip, besleyip çıkmıştım evden. Yol kısa sürdüğü için sadece 1 kere bezini değiştirmem gerekti, bunun için yol üstündeki bir dinlenme yerinde durduk. Sonrasında yazlık evimize vardığımızda besledim tekrar. Efe arabada uyumayı seven bir bebek, yine yolda uyudu. Uyanık olduğu sürelerde de pusetinden dışarıyı izlerken ben de ona ağaçları, kuşları, arabaları, gittiğimiz yeri, denizi, yazı, nasıl yüzeceğimizi anlattım. Tabi dişler kaşındığı için, diş kaşıyıcısı hep ağızda, en büyük yardımcım. Yani hiç de korktuğum gibi geçmedi yolculuğumuz.

Vardığımızda etrafı şaşkınlıkla izledi. Aslında 3 gün boyunca hep şaşkınlıkla etrafı izledi. Rüzgarla tanıştı, rüzgarda sallanan ağaçlara baktı, rüzgarın yüzüne vuruşuna şaşırdı. Bahçede çimlere uzandık, deniz kenarına indik, biz yüzdük, Efe'nin ayaklarını denize soktuk. Suyu zaten seviyordu banyoda, soğuk suya tepkisini merak ediyordum, hiç tepki vermedi, yani suyu genel olarak seviyor.

Her güzel şey gibi mini tatilimiz de bitti; ağaçlardan, denizden beton dolu gri İstanbul'a geri döndük. Dönüş yolculuğumuz gidişimizden daha rahat geçti, tatil yorgunluğu mu vurdu çocuğumu nedir yol boyunca uyudu.

Mini denememizden sonra tekrar gidip, yazın çoğunu Tekirdağ'da geçireceğiz. Bir sonraki tatilimiz Ağustos'ta İzmir'e; daha uzun yol, feribot macerası, düğün, eğlence ve Efe'nin neler yapacağını yine yazacağım.

-Dijitalannee-
Devamı...

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Doğal Doğum Nedir?



Son günlerde sıkça duymaya başladığımız bir tabir var "Doğal Doğum".

Hamilelik dönemindeyseniz, en sık aldığınız sorulardan biri de "Nasıl doğum yapacaksın, normal mi, sezaryen mi?" oluyor. Siz de doğum yöntemlerini sıkça araştırıyorsanız, artık 'Doğal Doğum' ifadesine bir çok yerde rastlamanız mümkün.

Öncelikle tüm doğum yöntemlerine gelin beraber bakalım;

Normal Doğum; 

Şartların uygun olması durumunda doğumun vajinal olarak normal yolla gerçekleşmesidir. Nedir bu şartlar? Bebeğin doğum için uygun pozisyonu almış olması, bebeğin kilosunun normal doğuma engel teşkil etmemesi, annenin herhangi bir sağlık sorunu bulunmaması, vajinal doğum için 'çatı' denilen pelvis kemiklerinin açıklık anlamında uygun bulunmuş olması gibi şartlar bunlardan birkaçı.


Epidural Normal Doğum;

Diğer isimleriyle 'ağrısız normal doğum' ya da 'prenses doğum'. Normal doğum yapmanız için hiç bir engel yok, tek engel sizin endişeleriniz, korkularınız ya da ağrı eşiğinizin düşük olması. Bu noktada 'epidural' adı verilen bölgesel anestezi ile prensesler gibi doğum yapabiliyorsunuz 😏





Sezaryen Doğum;

Normal doğum için uygun bulunmayan hamileliklerde ya da normal doğum tercih etmeyen gebeler de uygulanan doğum yöntemi, spinal değilse genel anestezi ile yapılıyor.
Annenin karnına açılan kesi ile bebeğin dışarı çıkarılması yöntemidir.

Spinal/Epidural Sezaryen Doğum;

Sezaryen doğumun bölgesel anestezi uygulanması ile gerçekleştirilen çeşididir. Aynı şekilde anne karnına atılan kesi ile bebeğin çıkarılması işlemi uygulanır. Sezaryen doğumda bazen spinal bazen epidural bazen ikisi birden uygulanabilir. Normal doğumda ise sadece epidural uygulanmaktadır.

Ve Doğal Doğum;

Mümkün olduğu kadar az tıbbi müdahalenin uygulandığı hatta bazen hiç uygulanmadığı, günümüzde suni sancı, epidural anestezi gibi yollarla kolaylaştırılan normal doğumun daha da doğal olan halidir. Bebeğin istediği zamanda, istediği gibi vajinal yolla gelmesidir.

Adı üstünde "Doğal Doğum", yani doğal olan bu.
Kadınlık öyle muazzam ki, dünyaya yeni bir can gelmesine vesile oluyorsunuz. Hamilelik döneminde doğuma hazırlanmaya başlıyor beden ve ruh; hormonlardaki değişim, bedensel değişim, duygusal değişim. Bir değişim ve dönüşüm içerisine giriyorsunuz. Hiç görmediğiniz, dokunmadığınız, koklamadığınız; yani duyularınızla varlığını yaşamadığınız bir şeyi içinizde kendi yediklerinizle besliyor, büyütüyor, geliştiriyor, seviyor, özlüyor ve dünyaya hazırlıyorsunuz. Doğada da tam böyle oluyor. Bir ceylan yavrusu dünyaya bu şekilde geliyor, ya da bir tay böyle doğuyor.

Maalesef son zamanlarda doğumun hızlanması, hastane personelinin doğum sürecinde daha az vakit harcaması adına kadınlar sebep yokken ya sezaryen doğuma yönlendiriliyor ya da gereksiz yere suni sancı ile doğumun başlaması ve bitmesi hızlandırılıyor. Doğal olana dışarıdan müdahale bu! İşte doğal doğumda bu dışarıdan müdahalelerin olmaması gerektiği savunuluyor ve doğumun doğal akışına bırakılması destekleniyor, daha çok kadının bilinçlenmesi ve bu konuda cesaretlenmesi hedefleniyor.

Herhangi bir sağlık engeliniz yoksa, doğal doğum istiyorsanız, doktorunuza taleplerinizi açık bir biçimde iletin. Gebe okuluna giderek, doulalarla tanışarak - danışarak ve web'de izleyeceğiniz videolarla siz de doğal doğuma kendinizi hazırlayabilirsiniz.

Yine de unutmayın!

Nasıl doğum yaptığınız sizi kahraman anne ya da kötü anne yapmaz!

Kolay doğumlar,

-Dijitalannee-



Referanslar;

- http://www.sezeryan.gen.tr/sezeryan-dogum-nasil-olur.html

- http://dogumakademisi.com/tr/blog/doguma-hazirlik/139/dogal-dogum-nedir-ve-nasil-hazirlanilir--cokerh/36

* Görseller bana ait değildir.
Devamı...

16 Mayıs 2017 Salı

Emzirme Notlarım



Merhaba sevgili anneler,

Hamilelik serüveniniz bitti, doğuma girdiniz, ve miniğinizi kucağınıza aldınız, 'emzir' dediler. 

Doğumdan çıktım, odaya alındım, Efe'yi getirdiler, "hadi emzir annesi" dediler. E, bu çok küçük, tam kolumun altına göre, aynı gebelik okulundaki oyuncak bebek gibi.

EMZİREMEDİM!

Bebek hemşiresi geldi meme ucuma baktı, süt gelmiyor. Efe memeyi almıyor. Zaten ne ben kendime gelebilmişim daha, ne de o.

Hamilelik sürecinde, göğüslerimin de hazırlandığını farketmiştim, göğüs ucum da normaldi. Normal doğum yaptım, ama doğumda çok kan kaybettim, çok zorlandım, tansiyonum çok düşüktü yataktan kalkamıyordum, şimdi düşününce diyorum ki hastanede neden hiç uğraşmadım, çünkü uğraşamadım. Aldılar Efe'yi sarılık olmasın diye mama vereceğiz dediler, bütün hamileliğim boyunca asla mama vermeyeceğim, emzireceğim nidaları attım, olmadı. Biberonla vermeyin bari dedim, şırıngayla besleyeceklerini söylediler ve götürdüler. Sonra bir doktor geldi, elimle sütümü sağmamı söyledi, e nasıl olacağını bilmiyordum ki, gelsin de şimdi sağayım elimle :)


Yok, süt gelmiyor, Efe'yi bir getiriyorlar, bir götürüyorlar. Süt sağma makinası getirdiler, yok, ona da süt gelmiyor.

Hastaneden çıktık eve geldik, müthiş bir acı hissediyorum, merhaba hemoroid! Oturamıyorum, kalkamıyorum, epizyo yapıldı doğumda, dikiş acılarını bile hissetmiyorum, hemoroid acımdan. Emzirmeye çalışıyorum ama ne Efe rahat ne de ben, uygun pozisyonu alamıyoruz bir türlü. Böyle bir hafta denedik. Mama verdik ama her mamadan önce kesin meme denedik. İnat ettim, emzireceğim!

İlk kontrol için doğum yaptığım hastanenin çocuk doktoruna gittik. Ama ne çocuk doktoru, çocuk sevmeyeninden. Yatır bebeği, soy dedi, muayneyi yaptı o kadar. 3.215 gr. doğdu Efe, kontrolde 2.900 gr. çıktı. Doktor demesin mi "Sen besleyememişsin bu çocuğu, kilo kaybetmiş. Hemen 30'a 1 ölçek mamaya başlayın." Tamam söyle bunları, söyle de böyle söyleme. Ertesi gün kontrole bekliyorum dedi, GİTMEDİM! Mama vermeye devam ediyoruz tabi bu arada, önce meme deniyoruz sonra mama veriyoruz. Başka bir çocuk doktoru bulduk, gittik. Göğüs ucuma baktı, süt geliyordu! Bebeğin memeyi alması için uğraşmaya devam et, şuan çene kasları çok zayıf, sakın vazgeçme dedi. Ve Müjde! Efe tam da o gün memeyi almaya başladı. Hem de ne almak. Bir gece hıçkıra hıçkıra ağladım, memeye öyle bir asılıyordu ki çekip koparamadım.

2. ayın sonuna kadar mama + meme devam ettik ama mamayı her zaman değil sütümün yetmediği, gelmediği ya da Efe'nin aç olduğunu anladığım zamanlarda verdim. İlk 40 gün iki saatte bir besledim çünkü sarılık sınırda çıkmıştı, sarılık riski geçtikten sonra beslemek için hiç uyandırmadım, uyku da bir besindi onun için bana göre. 2. ayın sonunda mamayı tamamen bıraktık, sütüm düzene girmişti, Efe'nin çenesi daha da kuvvetlenmişti, ne zaman istese emziriyordum.

Uykudan uyanınca bezini değiştirip emzirdim, gündüz uykularının azalmasıyla biraz vakit geçirip tekrar uyutuyorum, uyanınca tekrar bezini değiştir, emzir, vakit geçir, uyut şeklinde bir düzen kurduk.

O bırakana kadar ben hiç çekmedim memeyi, iki memeyi birden verdim hep. İlk zamanlar uzun saatler alıyordu emzirmem ama yavaş yavaş azaldı. Çok sıkıldım, çok bunaldım, ama bunu hiç yansıtmamaya çalıştım ona. Bebek annenin enerjisini direkt olarak alıyor. Emzirme işini gergin,  sıkılarak, söylenerek yaparsanız bebeğinizin de gerildiğini göreceksiniz.


EMZİRİRKEN BESLENME;

Emzirme sürecinde yediklerime içtiklerime dikkat etmeye çalıştım hep. Gaz yapan besinleri aşırı tüketmemeye özen gösterdim. ( Brokoli, karnabahar, lahana, kuru fasulye, nohut gibi)

Süt içtim ben, hem de her sabah her akşam, ancak gaz yapmaması için laktozsuz süt tercih ettim. Et, balık, tavuk hepsinden tüketmeye özen gösterdim. Bol bol su içemedim, çünkü içemiyorum, hamileyken de içememiştim. Su ihtiyacını karşılaması için, biraz da gaz sorunu için ilk zamanlar rezene, anason, kuşburnu, ısırgan tohumunu kaynatıp tükettim. Lactamil tükettim, tüketmeye devam ediyorum. Süt üretimine faydası oluyor bence, çünkü lactamili en çok tükettiğim dönemde mamayı bıraktık. Ayrıca tadı da çok güzel :) Humana still tea denedim, benim gibi çok şeker tüketmeyen biriyseniz fazla şekerli gelebilir tadı, bana öyle geldi.

Kahve tüketiminin bebeği huzursuzlandırıp, uykusunu ciddi anlamda etkilediğini gözlemledim, özellikle türk kahvesi böyle bir etkiye sahip ki uzmanlar zaten kafein açısından tüketilmemesini öneriyor.

Vücudu besledik, bir de ruhu beslemek gerek. Süt üretimi, artırımı için en önemli şey bence stressiz, mutlu, pozitif bir kafa. Sütüm yetiyor mu yetmiyor mu, bu çocuk doyuyor mu, aldığım kiloları nasıl vereceğim, bu dikişlerin ağrısı ne zaman geçecek gibi gibi sizi strese sokabilecek bir çok soru gelebilir aklınıza lohusalıkta, çünkü lohusalık, çünkü hormonlar! Sizi strese sokan her şeyden uzaklaşın, kendinizi ve bebeğinizi dinleyin. Bu soruların ne size ne bebeğinize faydası yok.


MEME UCU YARALARI;

Emzirme döneminin en çok aratılan başlığı, kadınlar arasında en çok konuşulan konusu da 'meme ucu yaraları'. Ben bu sorunu hiç yaşamadım, nasıl mı?
İlk zamanlar, emzirmeden sonra göğsümü temizleyip göğüs ucu kremini sürüyor, göğüs pedini üzerine kapatıyordum. Bir zaman sonra ufak ufak kabuklanmaya başladığını farkettim. Araştırdım ve gördüm ki bir şeyi eksik yapıyormuşum. Yaşasın meme kalkanı! Meme ucu yaralarının en büyük sebebi ıslak memeyi direkt pamuklu çamaşırla ya da göğüs pedi ile kapatıp havasız bırakmak. Hava alması için temizleyip kremlediğiniz göğsünüze hava alan bir meme kalkanı yerleştirmeniz bu sorunu çözecektir. Ben Avent marka olanını kullandım, piyasada farklı ürünler bulmak da mümkün.


Aklıma gelenler şimdilik bunlar, umarım okuyana faydası olur.

Bol sütlü günler!

-Dijitalannee-







Devamı...

15 Mayıs 2017 Pazartesi

Dönence Sorunsalı

Merhaba!

Sana da merhaba çocuğunu uyutmuş, anne kahvesi eşliğinde araştırmalar yapan anne, ve sana da merhaba her gün alışveriş listesini güncelleyen heyecanlı, hamile anne adayı!
*görsel alıntıdır

Bu yazımda çok tartışılan şu 'dönence' konusundan bahsetmek istiyorum.


O kadar renkli, o kadar sevimli figürlerden dönenceler var ki, insanın alıp hemen sepete atası geliyor, hatta bazıları direkt yatakla beraber satılıyor.

Benim de bebek alışverişi sırasında çok araştırdığım bir konuydu bu. Hatta park yatak kullanacağımız için o en renkli, en müzikli olanların park yataklara uyumlu olmaması, park yataklardakilerin çok basit ve renksiz olması baya canımı sıkmıştı. En iyisi kendim keçeden yaparım diye bile düşünmüştüm.

Efendim sonra başka başka başlıklarda okuduğum yazıların satır aralarında dönencelerle ilgili cümlelere rastladım, izlediğim uyku danışmanlarının videolarında söylediklerini duydum. Bu yazılar ve videolarda dönencenin kesinlikle önerilmediğini gördüm. Dönencenin de bir oyuncak olduğu, renkleri itibariyle bebeğin ilgisini çekeceği ve uykuya dalmasını zorlaştıracağı belirtiliyordu. Diğer yandan başka yazılarda ise dönencenin, bebeğin görsel algısını geliştirdiği, görme-işitme yetisini kuvvetlendirdiği, kendi kendine vakit geçirmeyi öğreteceği ve çalan müziğin bebek için bir rutin oluşturabileceğinden bahsediyordu. Kafalar karıştı tabi.

Yaptığım araştırmaları, okuduğum yazıları, anne tecrübelerini ve izlediğim videoları harmanladım ve şöyle bir sonuca vardım; evet dönenceler renkleri ve sevimli figürleri nedeniyle bir nevi oyuncak algısı yaratabiliyor bebek üzerinde, bebeğin uyuyacağı yatakta dönence bulunması bebeğin uykuya geçişinde ilgisini dağıtabilir ve uykusunu açabilir. Işıklı olanlar ise bebeğin tek bir noktaya sabitlenmesine neden olur ki bu televizyon izlemesi ile hemen hemen aynı şeydir, bebeklik döneminde ışığa merakları malum, bu da beyin gelişimi için zararlıdır. Dönencelerin avantajları konusuna gelecek olursak, evet uzanmaya çalışma sırasında kas sistemini geliştirebilir, evet müzikli olanlar görme-işitme yetisini geliştirebilir ve evet uzun süre ilgilenip vakit geçirmesini sağlayabilir bu da sizin kendinize zaman ayırmanız demektir. Bu avantajlar için dönence almayı düşünüyorsanız dezavantajlarını göz önünde bulundurarak, tüm bunları sağlayan bir oyun halısı alabilirsiniz. Böylece bebeğiniz yatakta uyunacağını, oyun halısında oyun oynanacağını da öğrenmiş olur.

Sevgiler,

- Dijitalannee -




Devamı...

14 Mayıs 2017 Pazar

Efe'nin ilk banyosu



Bugün 7 Ocak 2017..


Efe'nin ilk banyo yaptığı gün.. 

Bir küvet, bir tas, bir kova..


İlk banyosunu yaptığında henüz göbeği düşmemişti, ertesi gün düştü göbeği. Sağlık çalışanları göbeği düşmeden yıkamayın diyor, sebebi oranın iyice kurulanmaması durumunda oluşabilecek enfeksiyon riski. Yanınızda güvendiğiniz bir büyüğünüz varsa, ya da kendinize güveniyorsanız bebeğinizi yıkayabilirsiniz, hem de her gün yıkayabilirsiniz.

Efe'yi ilk anneannesi yıkadı, aslında ilk 40 gün hep anneannesi yıkadı, o kadar küçüktü ki korkuyordum tutmaya, kulağına su kaçar diye, elimden kayar diye, nasıl yapacağımı bilemem diye...

2 aylık olduktan sonra küvette tutamamaya başladım, su akarken suya doğru atıyordu kendini, uçak oluyor uçmaya çalışıyordu, e tabi her yer su oluyor, elim ayağım karışıyordu. Aldım bir gün duşta beraber banyo yapmayı denemek istedim, kucağımda tuttum sıkı sıkı, bir elimde şampuanladım, sonra duruladım. Baktım böylesi ikimiz için de daha keyifli, bundan sonra hep böyle yapalım dedim.

Tam bir su kuşu.. Öylece etrafa bakınıyor, anne karnından tanıdık geldi su galiba.. 

Zaten hamileliğimde her duşa girdiğimde onunla konuşuyordum, suyu sevsin istiyordum, ben tam bir yaz insanıyım, Ağustos doğumluyum, yağmurlu havalardan nefret ederim, kasvetli havalar beni boğar, beraber denize girelim, eğlenelim, keyifli vakit geçirelim, yazın tadını çıkaralım istedim hep, öyle de olacak gibi görünüyor şimdilik.

-Dijitalannee-






Devamı...

İlk Anneler Günüm

Anneler Günü bu yıl 14 Mayıs tarihine denk geldi, bu sefer hem annem için çocuk olarak, hem çocuğum için anne olarak geçirdim bu günü.

Bu sabah ailecek Anneler Günü kahvaltısı yaptık, Efe benim, ben ve kız kardeşim annemin gününü güzelleştirdik. Sonra sahilde yürüyüş, ve kapanış..


Özel günleri severim ben, doğum günleri, Sevgililer Günü, Yılbaşı falan güzeldir. Bir gün değil her gün kutlayıncılara katılsa da bir yanım, bir yanım evet her gün kutlayalım ama o gün daha çok kutlayalım der 😁



.....






Anne olmak zor, ama her gün yeni bir heyecan, tam bir serüven. Büyük sabır işi, hele benim gibi sabırsız biri için fazla sabır işi... Emek gerektiriyor, hele benim gibi mükemmelliyetçi bir kontrol manyağıysanız büyük fedekarlık istiyor.




Anneliği hayatının merkezine koymayacaksın, hayatına devam edeceksin, çocuk büyüyüp gidecek mantığını bir türlü benimseyemedim. Öyle olsaydı bu bebeler bize gönderilmez, ormanın ortasına düşer tarzan gibi de büyürlerdi gibime geliyor, yani doğan büyüyor sonuçta, ama nasıl büyüyor? Bir sebebi olmalı. Tamam kendimden vazgeçmiyorum, zaten kendinizden vazgeçer, sosyal hayatınızı bir kenara bırakır, kendinizi geliştirmeye devam etmezseniz o miniğe ne verebilirsiniz ki? Ben keyif aldığım anlara onu da dahil ediyorum, onu bırakıp bir yere gitmek yerine, onunla gidebileceğim yerlere gitmeyi tercih ediyorum. Saatlerimi onun düzenine göre ayarlıyorum. Bunu kendime yük olarak da görmüyorum en önemlisi. En azından bana en çok ihtiyaç duyduğu ilk yıllarında böyle olması gerektiğine inanıyorum. 

Bu benim annelik anlayışım, zaten herkes olabildiği kadar annedir, anneliğin kitabı, kuralı yok.

Tüm annelerin Anneler Günü'nü kutlarım!


....



Annem'e,


İkisi de bir şekilde anne olmama sebep oldu; biri doğarak, biri doğurarak.. Kızlar en çok annelerine kızar, büyüdükçe en çok annelerine benzermiş.. Hani size de olmuyor mu; bir şey yapıyor, bir şey söylüyorsunuz, ay aynı annem gibi yaptım, konuştum diyorsunuz.. İşte bana da çok oluyor.. Öyle yani, günümüz kutlu olsun annem 🌸 


....


Oğlum'a

Sen her güldüğünde ben bir dilek tutuyorum çocuk... 

İyi insan ol 🌸 
İyi insanlar olsun etrafında 🌸 
Çok sev 🌸 
Çok sevil 🌸 
Mutlu ol 🌸 
Mutlu etmeyi bil 🌸 
Keşkelerinden çok iyi kilerin olsun 🌸 
Sevdiğin işi yap 🌸 
Değer bil 🌸 
Değer gör 🌸 
Değer ver 🌸 
Umudun olsun hep 🌸 
Hayallerinin peşinden koş 🌸 


İyi ki annen olarak beni seçtin, koşulsuz sevgiyi gösterdin bana, sorgusuz sevgiyi yaşattın.. Ben her zaman, her durumda hep bi adım arkanda olacağım, düştüğünde elinden tutacağım, sana mutluluklar vaad edip masallar anlatmak yerine, gerçeklerden bahsedip, her şeyin üstesinden gelmeyi öğreteceğim.. Seni her zaman her şeyden çok seveceğim, canım çociğim, bal çociğim 💗 #tahsinefeningunlugu 



Devamı...

© Dijitalannee , AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena